Sokak Fotoğrafçılığı İçin 6 Önemli Öneri

Sokak fotoğrafçılığı için daha önce burada yayınladığımız 6 öneriyi, gerek gelen sorular ve okumayanlar için, gerekse yeniden okumak isteyenlerin elinin altında olması açısından tek post altında yeniden topladık.

Sokak fotoğrafçılığı için öneriler: ‘İnsan Ve Mekanı Birlikte Kullanın’

İnsan ve mekan ilişkisini farklı şekillerde ele almak mümkün. Mesleğini icra eden bir insanı çalıştığı mekan ile birlikte görüntülemek bir örnek olabilirken, Şehrin ikonu sayılabilecek bir mimari yapının önünde bir insan ile oluşturulmuş kompozisyonda insan ve mekan konusuna dahil edilebilir. Önemli olan anlatmak istediğiniz şey için uygun bir cümle kurabilmek. Fotoğraf eğitimlerimde sık karşılaştığım sorunlardan biri katılımcılardan çoğunun ikonikleşmiş bir yapıyı kimsenin çekmediği bir bakış noktasından çekme çabası. Böyle bir bakış noktası kaldı mı? Bu davranışın yanlış olduğunu düşündüğümü belirteyim.
Bunun yerine benim tavsiyem ve eğitimlerim, yapı önünde bir kompozisyon oluşturulması yönünde oluyor. Yani bu ikonik yapı fon olarak kullanılıp ön tarafta başka bir şey anlatmak en doğrusu. Ancak bu yolla farklı bir fotoğraf almak mümkün. Gelin bu konuyu örnek fotoğraflar üzerinden inceleyelim. 

İstanbul için konuşmak gerekirse sanırım en çok fotoğrafı çekilen yapılardan biri Kız Kulesidir. O kadar farklı açıdan çekilmiştir ki farklı bir bakış noktası bulmak neredeyse mümkün değildir. Fakat bu çekilen fotoğraflara baktığınızda göreceğiniz şey çoğunlukla birbirinin aynı ya da benzeri fotoğraflardır. Kız Kulesi kadrajı doldurmuş veya biraz geniş bir kadrajla uzun pozlama yapılmıştır. Peki bu fotoğraflar ne kadar orijinal ya da şöyle sormak gerekirse ne kadar size ait? 

Aşağıdaki fotoğrafı inceleyelim. Salacak sahilindeyiz tipi şeklinde yağan müthiş bir kar var, rüzgar kemiklerimize işliyor hava buz. Salacakta kayalıkların üzerinde bu havada balık tutmaya çalışan iki kişi görüyorum. Sorgusuz sualsiz çekmeye başlıyorum çünkü olabilecek en harika atmosferlerden birine sahibim. Önde iki balıkçı ve arkalarında tüm ihtişamıyla Kız Kulesi. Kar yağışının yoğunluğu İstanbul silüetini ortadan kaldırmış Kız Kulesi sanki sonsuzluğun ortasında duruyormuş gibi. Bu fotoğraf aslında iki balıkçının fotoğrafıyken bir anda aslında Bir Kız Kulesi fotoğrafı da oluveriyor. Yukarda bahsettiğim gibi ikonik yapının önünde bir kompozisyon oluşturmamıza rağmen Kule o kadar belirgin ki tüm dikkatleri üzerine alıveriyor. 

Hüseyin Aldırmaz Fujifilm Xpro2

Bir başka fotoğrafta yine İstanbul’un en çok çekilen yapılarından biri olan Süleymaniye camiine bakalım. Süleymaniye bulunduğu konum itibariyle görünürlüğü çok iyi olan bir mimari yapı. Yine bugüne kadar çekilmiş fotoğraflara baktığınızda birbirine benzer birçok fotoğraf görebilirsiniz. Ya salt yapıya odaklanılmış ya da yine karşı kıyıdan gün batımında uzun pozlama yapılmış fotoğraflar.

Aşağıdaki fotoğrafı inceleyelim. Üsküdardayım ciddi bir yağmur ve soğuk var. Sabah saat 9 civarı ve fazlasıyla ıslandığım için inanılmaz üşüyorum, konforum tamamen ortadan kayboldu. İskeleden doğru bakış noktasını bulup Süleymaniye’ye baktığınızda aradaki mesafenin uzunluğundan dolayı cami minnacık görünüyor. Sonra sol tarafdaki ağacı fark ediyorum Süleymaniye’yi kadrajın sağına alıyorum ve ön tarafta bir insan öğesi bekliyorum. Yağmur ve soğuktan dolayı etrafta hiç kimse yok.

Hüseyin Aldırmaz Fujifilm Xpro2 / 50-140 With 2x Teleconverter



Katılımcı arkadaşlarımın birinden rica ederek onu durmasını istediğim noktaya yönlendiriyorum. Mesafe o kadar uzak ki haberleşmek için ancak cep telefonu kullanabiliyorum. Uygun kompozisyon oluşunca birkaç kare fotoğraf alabiliyorum. Bu arada belirteyim bu fotoğrafı Fujinon 50-140mm lens ve 2x tele converter ile ancak çekebildim yani 420mm lik bir objektifle. Uzaklığı siz hesaplayın artık. Elimizdeki fotoğraf artık Süleymaniye ile ön planda oluşturulan bir kompozisyonun sayesinde farklı bir fotoğraf oluyor.

Sokak fotoğrafçılığı için öneriler: ‘Etkileşimi Yakalayın’

Fotoğraflarımızda bazen birden fazla kişi olabiliyor ve bu kişiler arasında da bir etkileşim meydana gelebiliyor. Birden fazla kişi derken, bazen birkaç farklı insanı bazen de insan ve hayvan arasındaki etkileşimi kastediyorum.

Etkileşim nedir? İki farklı öğenin birbirini etkilemesi durumu yani aralarındaki ilişkiden bahsediyorum. Bir sohbet ya da bir vedalaşma “an”ı veya bir köpeğin sahibi ile bakışma “an”ı gibi… Kompozisyonu oluştururken söylemek istediğimizi açık şekilde belirlemeli ve doğru anda fotoğrafı alabilmek için odaklanmalıyız. Karşımızdaki durum ve buna verdiğimiz tepki kompozisyonun değişmesi için bize fırsat verebilir. Konuyu ilk gördüğünüz anda deklanşöre basarsanız hızlı bir tepki ile fotoğrafı almış olursunuz. Fakat konunun hareketi karşınızda devam ediyorsa ve sizin de bu hareketi düzenleyecek zamanınız varsa, başka tasarımlar üzerine odaklanmalı ve az önce bahsettiğim muhtemel etkileşimi yakalamaya çalışmalısınız. Gelin bu konuyu örnek bir fotoğraf üzerinden inceleyelim.

Aşağıdaki fotoğrafı Sancti Spiritus Cuba’da çektim.

Hüseyin Aldırmaz Fujifilm Xpro2 / Fujinon 10-24

Konu ile yüz yüze geldiğimde yukarda bahsettiğim gibi hızlıca bir fotoğraf aldım. Konu çaprazımda kalmıştı ve bir an adamla göz göze geldiğimizde yüzündeki gülümseme bana orada kalmam ve çekime devam etmem için bir işaretti.
Ben bunları düşünüp doğru bir fotoğraf almak için hamle yapmadan önce köpek bir an aşağı atlayıp diğer pencereden adamın önünden tekrar göründü. Bu defa adam diğer tarafa geçti derken aralarında bir oyun başladı. Köpek bizi gördüğü için fazlasıyla sevinmiş ve bu duruma ayak uyduran sahibiyle oyun oynuyordu. Benimse aklımda tek bir an vardı. Hareketin belli bir noktasında durup birbirlerine bakarlar mı?

Bulunduğum çapraz konum istediğim bakış noktasını vermediği için hemen cepheye döndüm. Makinanın vizörü gözümde köpek ve adamın sürekli yer değiştirmesini takip ediyor, uygun anlarda deklanşöre basıyordum. Bir süre sonra adam köpeğin sırtını okşamaya başladı ve bir an, yalnızca bir an birbirlerine bakıverdiler. İşte beklediğim etkileşim orada, karşımdaydı ve o an deklanşöre basarak fotoğrafı alıverdim. Bir süre sonra köpek evin içine kaçtı, ben de selamımı verip oradan uzaklaştım.

Hikayesinden haberiniz olmasaydı, bu fotoğrafa baktığınızda, doğal olarak, hareket yokmuş gibi hissedebilirsiniz. Fakat yukarıda yazdığım gibi, çok hızlı ve sürekli bir hareket vardı. Bu gibi durumlarda bazı alışkanlıklar edinmeniz yararınıza olacaktır. Bunlardan en önemlisi gözünüzü vizörden ayırmadan konuyu takip etmek ve uygun anlarda fotoğraf çekmeye devam etmek. Asla çektiğiniz fotoğrafa ekrandan bakmaya kalkmayın çünkü karşınızda hareket olanca hızıyla devam ediyor.

İkincisi; bakış noktanızı değiştirin. Konuyu ilk gördüğünüz yer en doğru bakış noktası olabilir ama bu fotoğraftaki gibi bir konuda mutlaka en az bir iyi bakış noktası daha bulunabilir. Üçüncü olarak, ne çekmek istediğinizi bilin. Zihninizde bir tasarım oluşturun ve o fotoğrafı alabilmek üzere odaklanın.

Fotoğrafın zihinsel bir süreç olduğunu unutmayın. Zihninizde bir fotoğraf yoksa muhtemelen elinizde de olmayacak. 

Sokak fotoğrafçılığı için öneriler: ‘İletişime Girin’

Fotoğraf söz konusu olduğunda, çalıştığınız tekniğe göre değişmekle birlikte, iletişimin büyük önemi olduğunu düşünüyorum. Sokakta fotoğraf çekerken genelde iletişime girmediğimiz bir gerçek fakat bu durum aslında konumuzla ve söylemek istediğimizle bağlantılı olarak değişebiliyor. Göz göze geldiğiniz biriyle iletişime girip girmemek aslında karşınızdaki kişinin size attığı o ilk bakışla şekillenebiliyor.
Ne yapmanız gerektiğini söyleyen bu bakış bazen çok sert kimi zaman da sevecen olabiliyor. İşte bu, sizin bir sonraki adımınızı belirleyecek en önemli faktörlerden biri. Sert bir bakış sizi oradan fotoğraf almadan uzaklaştırabilir, ki çoğu zaman en doğru hareket budur. Sevecen bir bakış ve gülümseyen bir yüz ise size fotoğrafın kapısını açabilir. Böyle bir anda üzerinizdeki çekingenliği bir kenara bırakıp iletişime geçmelisiniz.

Bu noktada bir konuya açıklık getirmek istiyorum. İletişime geçmekten kasıt hemen “fotoğrafınızı çekebilir miyim” demek değildir. O insanın yüreğine dokunmalısınız. En nihayetinde karşınızda bir insan, kocaman bir yaşam var. Bazen bir merhaba size bir dünyanın kapısını aralayabilir. Bazen de hiç iletişime girmeden bir fotoğraf alınabilir. Bu konuya daha sonra değineceğim. 
Gelin bu konuyu aşağıdaki fotoğraf üzerinden ele alalım. 

Fujifilm XT1 / Fujinon 56mm f:1.2

Fotoğraftaki kişi Ahmet dayı. Ayvansaray’ın mahallelerinde bir el arabası ile balık satarak hayatını kazanıyor Ahmet dayı. Onu ilk gördüğüm ve fotoğrafladığım yıl 2014. (yukarıdaki fotoğraf) O gün fotoğrafını çektikten sonra gidip tanışmıştım onunla. Arabasında 2-3 kasa balık olan ve buna rağmen etraftaki tüm kedileri beslemesi dikkatimi çekmiş ve “2 kasa balığın var onları da kedilere verdin dayı sen ne kazanacaksın” diye sormuştum. Verdiği cevap karşısında utanmıştım “buraya geldiler, bu balıklar onların hakkı yiyecekler tabii” demişti. Bunları neden yazıyorum sanırım anlayabiliyorsunuz. İletişimden kastım bu işte. Sohbet sohbeti açtı ve o günden sonra ne zaman Ayvansaray’a gitsem gözlerim Ahmet dayıyı arar, arada karşılaşırız, yine ayak üstü sohbet eder birkaç fotoğrafını çeker ve cep telefonuna gönderirim. 

Aşağıdaki fotoğrafta Ahmet dayı hem balık satıyor hem de gördüğünüz kedileri beslerken arada onlarla biraz oyun oynuyor.

Fujifilm Xpro2 / Fujinon 50-140 f:2.8

Balığı hemen vermek yerine kedileri biraz balığa uzanmaları için zorluyor. Kurduğumuz iletişim sayesinde, gerektiğinde Ahmet dayıyı yönlendirebiliyorum ve olayın en kritik anı olan kedinin balığa uzanmasını bekliyor ve fotoğrafı alıyorum. Sonra çektiğim fotoğrafları önce dayıya gösterip sonrada cep telefonuna yollayarak bir dahaki karşılaşmamıza kadar oradan uzaklaşıyorum. Ayvansaray’da artık bir güzel yürek tanıyorum.

Sokak fotoğrafçılığı için öneriler: ‘Bütünlük’

Fotoğraf çekerken anlatımımızı güçlü kılacak ve kadraj içindeki tüm öğelerin birbiriyle uyum içinde kompozisyonu desteklemesini sağlayacak en önemli başlıklardan biri de bütünlüktür. Fotoğraf tarzım gereği mümkün olan en minimalist yaklaşımla, sokak fotoğrafçılığında geometrik ve grafik öğeleri sadeleştirme üzerine çalışıyorum. Fakat daha kalabalık kompozisyonlarla çalışmak durumunda kaldığım da oluyor. Yani bazen konu daha fazla öğe içerdiği için karmaşadan düzen yaratmak gerekebiliyor. Ama her şeye rağmen en sadeleştirilmiş şekliyle bütünlüğü korumak üzere kimi zaman ışığı, bazen de kendi yerimi değiştirerek gereken düzenlemeye ulaşmaya çalışıyorum.
Gelin bu konuyu örnek bir fotoğraf üzerinden inceleyelim:

Önce fotoğrafı ilk gördüğümde konu içinde beni çeken durumdan başlayalım, yani bu fotoğrafı çekmem için beni dürten neydi? Aşağıdaki fotoğrafa ilk baktığınızda ne görüyorsunuz? Genel olarak kadraj içindeki objeleri inceleyelim; sol tarafta kadrajı çerçeveleyen su şişeleri, en dikkat çeken öğe olan branda üzerindeki kadın fotoğrafı ve hemen karşısında yerdeki camdan yansıyan sigara içen insan görüntüsü. Beni asıl çeken şeyi ise en sonda söyleyeceğim.

Fujifilm X100 Original

Şimdi gelin bu fotoğrafı gördükten sonra nasıl bir düzenleme ve sadeleştirme yoluna gidiyoruz ona bakalım. Öncelikle doğru bakış noktasını bulmak gerekiyor. Bakış noktasını belirleyen öğe camdan yansıyan insan figürü oluyor çünkü onun en belirgin göründüğü yeri bulmak gerekiyor. Bakış noktası bulunduktan sonra uygun odak uzaklığı bulunuyor; yani kaç mm ile çekeceğimiz. Makinayı konuya doğrultup uygun odağı ayarlıyoruz. Sonrasında doğru pozlama değerini bulmak ve sabitlemek gerekiyor. Artık hazırız.

Bulunduğum yer normalde çok fazla insan kalabalığı olan bir bölge yani önümden çok insan geçiyor. Bu arada, camda yansıması belirecek kişi henüz uygun pozisyona gelmedi, onu da bekliyoruz. Makinam gözümde, her şey hazır, önümden geçen insan kalabalığının boşalmasını beklerken tüm dikkatimi camda belirecek yansımanın en uygun olacağı “an”a odaklıyorum. Bir an sonra köşedeki simitçi çocuk tam da yansımada belirecek şekilde oturuyor ve sigara içmeye başlıyor. İşte bu benim aradığım şey, önümdeki insan kalabalığını da boşaltıp fotoğrafı alıyorum. Hızlı olmak gerekiyor çünkü kompozisyon bir an sonra bozulabilir.

Şimdi kompozisyonu nasıl kurduk inceleyelim. Kafamda oluşan fotoğraf şuydu; solda, brandadaki kadın karşı tarafta birine sesleniyormuş gibi bir pozda olduğu için onun karşısına, yani camdaki yansımaya birini denk getirmek gerekiyordu. Böylelikle ikisi arasındaki bağı kurmuş olduk.
Peki brandanın sol tarafındaki su şişelerini neden kadraja dâhil etmek gerekiyor? Bütünlük gereği, mekân hakkında bilgi vermek istiyorsanız dâhil edersiniz. Yani bu brandanın asılı olduğu mekân nasıl bir yer? Bir mağaza ya da market mi? Bu sizin için önemli mi değil mi? Su şişelerini kadraja dâhil ettiğinizde mekânın market veya büfe benzeri bir yer olduğu bilgisini izleyiciye vermiş oluyorsunuz. Bu da bütünlüğe katkı sağlayan bir düzenleme oluyor ama şunu da belirtelim, o şişeleri kadraj dışına da atabilirsiniz.

Böylelikle kafamızdaki fotoğraf oluştu ve fotoğrafı almış olduk.
Gelelim kadrajda beni en çok çeken konuya. Bunu sonda yazacağımı belirtmiştim. Brandaya dayanmış olan yeşil mavi renkli fırça ve branda üzerine aynı renkteki fırça darbesine dikkat ettiniz mi? İşte beni en çok çeken buydu.

Sokak fotoğrafçılığı için öneriler: ‘Farklı açılar deneyin’

Konuyu ilk gördüğünüz yerden fotoğraf çekmek kolaydır. Çoğu zaman en doğru bakış noktası konuyu gördüğünüz ilk yer olmayabilir. Kimi zaman ilk gördüğünüz yer en doğru nokta olsa da bu başka bir bakış açısının olmadığı anlamına gelmez.

Sokak fotoğrafçılığı eğitimlerimde verdiğim tavsiyelerden biri mümkünse en doğru bakış açısını ya da en uygun ışığı bulmak adına konunun etrafında dönme gerekliliğidir. Bunu yaparken alt veya üst bakış açılarını da kontrol etmekte fayda var.

Sokak fotoğrafçılığı ile uğraşan birçok fotoğrafçının bilgi birikim ve deneyimlerinin kısıtlı olması bu tür konularda sıkıntı yaşamalarına sebep oluyor. Sokaklarda ellerinde makine, adeta turist edasıyla gezen bu insanlar bir şey görsün ya da görmesin her şeyi göz hizasından çekerek hızla olay yerinden uzaklaşıyor. Halbuki sokakta olmak bu anlama gelmiyor. Sokak fotoğrafçısı sokağın ruhunu anlamak ve ona göre davranmak durumundadır. Aksi halde sokak sizi kabul etmez. Hal böyle olunca da turist gibi geçip gitmekten başka yol kalmaz.

Sokaklarda yeteri kadar vakit geçirip acele etmeden, sakince konuyu kontrol altında tutmak ve en doğru bakış açısını bularak fotoğrafı almak gerekir. Fotoğraf tesadüfe bırakılacak bir olgu değildir. Üzerinde düşünülmesi ve tasarlanması gerekir. Aksi takdirde çektiğiniz ve şans eseri aldığınız iyi bir görüntünün size ait olup olmadığı bile tartışılır. İşte bu yüzden fotoğrafını çekeceğiniz konu ile bir bağ kurmalı, saniyenin onda 1’lik bir diliminde bile gerçekleşse bir tasarım yapmalı, tüm kontrolleri vizörden takip ederek en doğru anda fotoğrafı almalısınız.

Gelelim farklı açıların konu üzerinde nasıl derin değişiklikler yaptığına. Yukarıda yazdığım gibi konuyu belli bir açıdan etkili bir şekilde fotoğraflayabilirsiniz. Buraya kadar sorun yok fakat o fotoğrafı aldıktan sonra başka bir açıyla farklı bir fotoğraf alabilir miyim diye düşünmeden oradan uzaklaşırsanız hata edersiniz. Çünkü muhtemelen o konu için en az bir açı daha mevcuttur. Gelin bunu örnek bir fotoğraf üzerinden inceleyelim.

Aşağıdaki fotoğrafı Lviv’de çektim. Öncelikle fotoğrafı inceleyelim.

Hüseyin Aldırmaz / Fujifilm Xpro2 / 10-24

Bir kilisenin önünde bulunan çarmıh, İsa heykeli ve heykelin önünde dua ettikten sonra çarmıhı öpen insanlar. Beni çeken konu bu. Şimdi bir tasarım yapmam gerekiyor. Önce doğru bakış noktası ve yüksekliğini bulmalıyım. Arka planı temizleyebileceğim en doğru noktayı bulmak için çarmıhın çevresinde tam tur dönüyorum. Bakış noktasını buldum ve bunu belirleyen en önemli unsur öncelikle fon ve fonda bulunan eski Lada marka Rus otomobili. Bu otomobil mekân hakkında bilgi vermesi bakımından çok önemli.

Şimdi bakış yüksekliğini bulmam gerekiyor. Bu fotoğraf için en doğrusunun göz hizası olduğuna karar veriyorum. Sonra bir çerçeve belirlemem gerekiyor: kadraja hangi objeler girecek hangileri dışarıda bırakılacak? Çerçeveyi de belirledikten sonra makinemi konuya doğrultup oyuncunun, yani çarmıhı öpecek ve dua edecek kişinin gelmesini bekliyorum. Bir sürü insan gelip gidiyor en doğru karakterle fotoğraf alabilmek adına o noktada uzun süre bekleyerek farklı insanlarla onlarca fotoğraf alıyorum. Nihayetinde en doğru fotoğrafı aldığımı düşününce çekimi bitiriyorum.

Bundan sonra mekândan ayrılmış olsaydım alttaki fotoğrafı alabilmem mümkün olmayacaktı.

Hüseyin Aldırmaz / Fujifilm Xpro2 / 10-24

Şimdi başka bir fikir geliyor aklıma “acaba” diyorum “çarmıh ve İsa ile kiliseyi aynı kadrajda fotoğraflayabilir miyim?” İlk fotoğrafta kilise görünmüyor ve bu bana göre bütünlük açısından eksik bir fotoğraf. Çarmıhın etrafında tekrar bir tur attıktan sonra bambaşka bir tasarım yapmam gerektiğinin farkına varıyorum. Bu tasarım için öncelikle ultra geniş açılı lens kullanmalıyım.

Aklıma gelen fikir şu; çarmıhın en alt noktasından yukarı doğru bakarsam kilise ve İsa aynı kadraja sığar mı? Hemen boş bir anda makinamı çarmıhın en alt noktasına yukarı doğru dikey bir açı yapacak şekilde yerleştiriyorum ve gördüğüm şey beni çok etkiliyor. Kilise ve İsa artık aynı kadrajda, fotoğraftaki bütünlük tamamlandı ve daha önemlisi İsa artık bana yani izleyiciye bakıyor.

Doğru ve iyi fotoğraf için kafa yormanız gerektiğini unutmayın. Kendinize ve konunuza zaman verin (anlık görüntüler hariç) ve bir tasarım yapın.

Sokak fotoğrafçılığı için öneriler: ‘Yukarı Bakın’

Fotoğraf çeken insanların genel sorunlarından biri her şeyi göz hizasından çekme alışkanlığı. Sokakları arşınlarken arkalarına, duruma göre, yukarı ya da aşağı bakmıyorlar. Alışkanlık gereği sadece önlerine bakarak geziniyorlar. Halbuki perspektif dediğimiz şey farklı yönlere, aşağı, yukarı bakarak ve kullanılan odak uzunluğu ile konuya olan uzaklığımız ile birlikte değişen bir olgu. Bu yüzden sürekli önümüze bakmaktan ve her şeyi göz hizasından çekmeye çalışmaktan bir an önce vazgeçmeliyiz.

Fotoğrafı çekilen objenin “fon”dan bağımsız düşünülmesi mümkün değil. Yani ön plandaki esas konu ile arka planda görünecek şey kesin olarak düzenlenmeli. Çoğu zaman çok güzel bir konu yakaladığımızda “fon”un kalabalıklığından veya alakasız objeler barındırmasından muzdarip olarak, fotoğrafı çekmekten vazgeçebiliyoruz. Fakat şunu unutmamak gerekir ki anlatımımıza uygunsa bazen gökyüzünü bazen de zemini fon yaparak arka planın karışıklığından tamamen kurtulabiliyoruz. Bunun için ilk paragrafta yazdığım gibi bazen yukarı bazen de aşağı bakmamız gerekiyor. Gelin bu konuyu örnek bir fotoğraf üzerinden inceleyelim.

Aşağıdaki fotoğrafta ne görüyorsunuz? Sizce bu fotoğraftaki tasarım nasıl yapılmıştır? İstanbul’da martılara simit atan insan manzaralarıyla çok sık karşılaşırsınız. En büyük hata konuyu ilk gördüğünüz anda ve ilk gördüğünüz yerden acelece bir fotoğraf almaktır. Yani bir tasarım yapmadan fotoğraf alınıp oradan uzaklaşılır. Halbuki yapılacak şey çoğu zaman bunun tam tersidir. Durmalı, doğru bakış noktasını bulmalı, bakış yüksekliği, pozlama ve konu üzerinde anlatılmak istenen önceden düşünülmeli ve en sonunda fotoğrafı almak için hamle yapılmalı. Yani önce bir tasarım yapmalısınız. 

Hüseyin Aldırmaz / Fujifilm X100

Ben bu fotoğrafı gördüğümde yukarıda kadının yanındaydım. O noktadan kadına dönüp baktığımda vapurun tamamı ve arkada İstanbul manzarası kadrajımı doldurmuştu ve inanılmaz bir kargaşa vardı. Öncelikle kadın vapurla üst üste binmiş ve belirginliği azalmıştı ve kadrajıma onlarca insan ve martı giriyordu. Benim gördüğüm ve göstermek istediğim şey ise martılara simit atan bir kadın fotoğrafıydı. Hemen aşağı inmem ve gökyüzünü fon yapmam gerektiğine karar verdim ve bir solukta vapurun alt dış kısmına iniverdim. Artık bakış yüksekliğimi ayarlamış ve yukarı bakarak gökyüzünü fon yapıp tüm kargaşa ve görüntü kirliğinden uzaklaşmıştım.

Şimdi doğru noktada durmalı ve bir çerçeve belirlemeliydim. Bu arada kadın, martılara simit atmaya devam ediyordu. Kadının tam altında durarak onu kadrajın biraz soluna doğru yerleştirdim. Kolunun alttaki cama yansıdığı görerek camı da kadraja dâhil ettim. Elimdeki makine Fujifilm X100 modeli, yani 23mm sabit lensli bir makine. Dolayısıyla, çerçeveyi daraltma ve genişletme şansım yok. Şansıma 35mm eşdeğeri odak uzunluğu tam istediğim çerçeveyi vermişti bana.
Artık hazırdım. Şimdi kadının kolunu öne doğru uzatmasını ve aynı anda kadraja bir martı girmesini beklemem gerekiyordu. Vizörü gözüme yapıştırdım ve yaklaşık 2-3 dakika boyunca hiç indirmeden hem kadının hem de simite doğru dalışa geçen martıların hareketlerine odaklanarak sürekli fotoğraf çektim. Bu arada çektiğim fotoğraflara asla bakmadım çünkü hareket çok hızlı bir şekilde devam ediyordu. Sanki filmli bir makine kullanıyormuş gibi konuya odaklandım. Kadın simit atmayı bırakıp oradan uzaklaşana kadar vizör gözümde çekmeye devam ettim.

Kadın bir süre sonra oradan uzaklaşınca çektiğim fotoğraflara göz gezdirdim. Peki ben ne çekmek istemiştim, yani daha kadının yanındayken yaptığım tasarım, kafamda oluşan görüntü neydi? Kadın martılara her simit atışında onlarcası simite hücum ediyordu. Halbuki benim göstermek istediğim sadece bir kadın ve bir martıydı. Bu yüzden hareket devam ederken sürekli fotoğraf çekmeye devam etmek gerekiyor. Sahne bozulana kadar çekince yalnızca bir martının kadrajda olduğu fotoğrafları yakalamış oldum.
Bu fotoğrafta hareket içeren iki öğe var; birincisi martı, ki hareketin vurgulanması için kesinlikle kanatlarının açık olması gerekiyor, ikincisi de kadının hareketi. Onu vurgulayabilmek için kadının kolunun kesin olarak ileri doğru uzanması gerekiyor. Kadın kolunu indirdiğinde çekerseniz hareket ortadan kaybolacak ve orada hareketsiz duran biriymiş gibi görünecek. Halbuki ben martılara simit atan bir kadın göstermek istemiştim.

Gördüğünüz gibi acele etmeden, konuyu ilk gördüğünüz anda deklanşöre basmadan önce zihninizde bir tasarım yapmalısınız. Ancak bundan sonra iyi bir fotoğraf alabilirsiniz.( Anlık görüntüleri bu konunun dışında tutuyoruz )

Yazar: www.huseyinaldirmaz.com

©️Hüseyin Aldırmaz. Bütün yayın hakları saklıdır. Kaynak gösterilerek tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yazar ve fotoğrafçının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz ve kullanılamaz.

Lütfen bu gönderiyi paylaşın, bilgi paylaştıkça çoğalır. Beni İnstagram'da takip etmeyi unutmayın. @huseyinaldirmaz