Fotoğraf Okumaları: Henrı cartıer-bresson / Bölüm 2

Merhaba,

Bir süre ustaların fotoğraf okumalarını sizinle buradan paylaşmak istiyoruz. Sevdiğimiz fotoğrafçıların fotoğraflarına teknik bir bakış ile yaklaşmak ve gerek fotoğrafın tarihi ile ilgili bilgiler gerekse kendi eleştirimizi not olarak eklemek düşüncesindeyiz.

Bir fotoğrafın teknik olarak nasıl okunduğuna ve nelere dikkat etmeniz gerektiğine dair ipuçlarını bu seride bulacaksınız. Yazının birinci bölümü burada. Keyifli okumalar 🙂

Henri Cartier-Bresoon / Hyde Park, London, 1937

Fotoğaf 1:

Cartier-Bresson Mayıs 1937 de bir dizi politik olayı fotoğraflaması için İngiltereye gönderilir. Hazırlıkları görüntülemek ve keşif amacıyla kente 1 hafta önce gelen Bresson tüm şehri boydan boya gezer.

Hyde parkta Victoria döneminden fırlamış gibi görünen ve üzerinde yağmurluğu ile oturan olağandışı yaşlı bir kadını fotoğraflar. Yanında bastonu ile bir bankta oturan bu kadın çerçevenin diyagonallerinden birine kusursuz şekilde uyuyor. Bankın ve sandalyelerin eğik perspektifi ise diğer diyagonale kusursuz biçimde oturuyordu.

Diyagonallere giden bu iki çizgi görüntünün merkezinde bir çarpı işareti oluşturuyor ve bu Birleşik krallık bayrağının formunu andırıyor.



Henri Cartier-Bresson : Coronation of George VI, Trafalgar Square, London, 1937

Fotoğraf 2:

12 Mayıs 1937’de Trafalgar meydanı Londra’da Kral 6. George’un taç giyme töreninde çekilen bu fotoğrafta Cartier-Bressonun gözlem ve mizah duygusunun ne kadar güçlü olduğunu kanıtlıyor. Fotoğraf, büyük ihtimalle kralın geçişini en ön sırada bir koltuktan izlemek için tüm gece bekleyen fakat tam da kralın geçtiği sırada bitkinlikten gazetelerin üzerinde uyuya kalan bir adamı gösteriyor.

Çalıştığı gazete tarafından özellikle taç giyme seremonisini görüntülemek üzere gönderilmiş olsa da, Cartier-Bresson bir seçim yaparak Kralı asla fotoğraflamadı. Yanında getirdiği 200 fotoğraftan sadece bir tanesi geçiş törenini gösteriyordu fakat o da çok uzaktan. O, kimi eğlenerek kimi hayranlıkla gösteriyi izleyen insanlara odaklanmayı tercih etti. Halk ve kral arasında, o zaman komünist basın için çalışan Bresson, kararsız değildi, seçimini yapmıştı.



Henri Cartier-Bresson: İrene and Frederic Joliot-Curie, France, 1944

Fotoğraf 3:

Cartier-Bresson için her portre bir maceradır. Yapay radyoaktiviteyi keşfeden ünlü fizikçi çift İrene ve Frederic Joliot-Curie’yi görmeye gittiğinde bunun kolay bir iş olmayacağını biliyordu.

(‘ kapıda, zili çalmadan açın diye bir uyarı vardı, kapıyı açtım ve gördüğüm şey buydu. Merhaba bile demeden deklanşöre bastım’ ) Kapı eşiğinde yan yana duruyorlardı; ellerini çekingenlikle ve beceriksizce ovuşturarak, bu davetsiz misafir karşısında endişelerini gizlemeye çalışıyorlardı. İfadeleri o kadar hüzünlüydü kİ sanki kendi cenazelerine gelmişlerdi. Yüzlerindeki ifadeden çok dirsek dirseğe ağır başlı halleri bu havayı yaratıyordu.

Bresson kapıyı açtığında daha merhaba bile demeden içgüdüsel olarak deklanşöre basmıştı. Sonrasında formalite olarak başka fotoğraflarda çekti ama Bresson daha en başından istediği fotoğrafı almıştı. Bir yüzün ya da figürün ilk izlenimi, her zaman en uygun olanıdır.


Bresson’un arkadaşı Mandiargues’in bu fotoğrafla ilgi yorumu şudur.
…Joliot Curies çifti, gergin yüzleriyle  ellerini birleştirmiş, hissedilen ama söylenemeyen bir şeyi bekliyor gibidir. Gözleri ise görünmez bir kabloyla objektife doğrudan bağlanmıştır. Şu ana kadar yapılmış baş melek Cebrail tablolarında bile böylesine endişeli bir tasvir göremezsiniz



Henri Cartier-Bresson: Henri Matisse at Home, Vence, France, 1944

Fotoğraf 4:

1944 yılında Bresson bir monographs projesi için bir dizi resamın fotoğraflarını çekmek üzere işe koyuldu. Listenin ilk sırasında Henri Matisse vardı. Matisse fotoğraflanmayı hiç sevmezdi. Poz verme fikrinden nefret ederdi.

Cartier-Bresson insanlara varlığını unutturma konusunda çok kabiliyetliydi. Düzenli ziyaretler gerçekleştiriyor, saatlerce sanatçıya en ufak birşey söylemeden öylece oturuyordu. Fotoğraf çektiğinde ise bunu mutlak bir sesszilik ve görünmez bir adamın gizliliği içerisinde yapıyordu.

Bu fotoğrafta Matisse poz vermemiş ama tamamen kendisi gibi kalmıştı. Bir elinde kalem diğer elinde resmini yaptığı güvercin dünyadan habersizdi. Bressonun yakalamayı seçtiği an da tam olarak buydu. Adam ve kuş arasındaki açıklanamaz ilişki.



Henri Cartier-Bresson: Pierre Bonnard, Le, Cannet, France, 1944

Fotoğraf 5:

1944 yılında Le Cannet Fransa’da Bresson Pierre Bonard’ı fotoğrafladı. Bonnard fotoğraflanmayı kabul etmişti. Bonnard’ın resimlerindeki fantazi ve ironiyi fotoğraflara yansıtıp yansıtamayacağını konusunda şüpheleri vardı. Bununla birlikte sanatçının fotoğraflanmaya ilişkin direnişe tamamen hazırlıksızdı. 77 yaşında hala hevesle çalışan Bonnard’la sohbetleri fotoğraf makinesi masada durduğu sürece gayet iyiydi. Bresson makinesini her zaman sessizliği ve gizliliği içinde de gözüne götürse Bonnard hemen ortadan kayboluyordu.

Bu fotoğrafta Bonnard ayakta duruyordu ve sanki içerde kar yağıyormuş gibi kat kat giyinmişti. Arka planda duvarda St. Francis Hastaları kutsuyor isimli işi görünüyor.

Kaynak:
Bu gönderideki fotoğraf okumaları ‘Aperture Masters of Photography-Henri Cartier-Bresson’ kitabından, İngilizce’den Türkçe’ye tarafımdan çevrilerek alıntılanmıştır.

Devamı haftaya geliyor….

Lütfen bu gönderiyi paylaşın, bilgi paylaştıkça çoğalır. Beni İnstagram'da takip etmeyi unutmayın. @huseyinaldirmaz