Görme Pratiği: Fotoğrafı çekmeden önceki görme ve seçerken görme

Biliyoruz ki fotoğrafın en önemli başlıklarından biridir “Görme”. Görebilmenin en önemli adımı da pratik yapmaktır. Peki görmeden kastımız nedir? Herkes aynı biçimde görebilir mi? Görmek tek başına bir anlam ifade eder mi? Bakmak ile görmek arasındaki fark nedir? Kaç çeşit görme vardır? Gelin bu soruların cevabını birlikte inceleyelim.

İsterseniz önce Moholy-Nagy görme biçimlerini nasıl ayırmış onları sıralayalım.
Soyut, kesin, hızlı, yavaş, yoğunlaşmış, nüfuz edici, eşzamanlı ve çarpıtılmış. Bunlar için ayrıca bir yazı hazırlarım ve daha detaylı inceleyebiliriz. Biz şimdi ilk paragraftaki başlıklara dönelim.

Görme Pratiği için 10 öneri başlıklı yazımı buradan okuyabilirsiniz.

Hüseyin Aldırmaz Fujifilm Xpro2 / 10-24

Görmeden kastım bakmanın ötesine geçmektir. Yani objelerin var olan ama dikkat edilmeyen özelliklerine yapılan vurgudur. Bakmak aslında sadece gözlemlemektir, yüzeyseldir. Görmek ise objelerin derinlemesine incelenmesi, görünmeyenin açığa, gün yüzüne çıkarılmasıdır. “Aslında işin özü budur” demektir. Bakan kişi konusuyla yüz yüze gelir. Bir nevi karşılaşmadır bu. Her bakış bir fotoğrafa dönüşmeyebilir. Bunun için bakışın ötesine geçebilmelidir kişi. Görme de tek başına fotoğrafı oluşturamayabilir. Optik bakış ve gerekli diğer şartların da görülen konu etrafında şekillenmesi şarttır. Çoğu zaman görülen konu bu şartlar oluşamadığı için fotoğraflanamamıştır. 

Her konuyu herkes aynı şekilde göremez. Bakışın görmeye dönüşebilmesi için üzerinde çalışılması, pratik yapılması gerekir. Klişe olan “bir konunun karşısına yüz kişi geçse, yüzü de farklı şeyler çeker” sözü, üzerinde konuşulması gereken bir sözdür. Her bakış bir görmeye dönüşemeyeceği gibi her bakışın aynı şeyi görmesi de mümkün değildir. Bazen bir milimetrelik fark çok büyük değişikliğe sebep olabilir. 

Görme, fotoğrafçının sosyokültürel durumu, hayata bakışı, diğer sanat dalları ile ilişkisi ve fotoğrafın ne olduğunu içselleştirmesi ile ilgili olarak biçimlenir. Her görme biçimi fotoğrafçının öz benliğinden koparak açığa çıkar. Bu yüzdendir ki herkes aynı biçimde göremez. 

Bana göre temel olarak iki çeşit görme vardır. Fotoğrafı çekmeden önceki görme ve fotoğrafı seçerken deneyimlediğimiz görme.

Fotoğrafı çekmeden önce nesnelerin bizde uyandırdığı anlam görme biçimimizi etkiler. Bir doğa manzarasına bakan biri, yaşadığı hüzünlü bir “an”ı hatırlarken, manzara içindeki tüm objelerin konu çevresinde uygun şekilde bir araya gelmesiyle dramatik bir fotoğraf oluşturabilir. Bir diğerinin aynı manzara karşısında içi mutluluk ve coşkuyla dolabilir ve görüntü içindeki diğer objelerin uygun şekilde konuyu desteklememesinden kaynaklı bir fotoğraf alamayabilir. İşte fotoğrafçının o an içinde bulunduğu bu durum görme biçimini şekillendirir. 

Bu yüzdendir ki fotoğrafı çekmeden önceki görme, kişiye göre değişiklik gösterir. Bazen gördüğünüz şey tam da sizi anlatan bir fotoğrafa dönüşebilirken, kimi zaman deklanşöre bile basmadan oradan uzaklaşılabilir. Bu bir seçimdir aynı zamanda. Ve her seçim doğru düşünülerek yapıldığında fotoğrafa dönüşsün ya da dönüşmesin fotoğrafçının özünden kopup gelir ve değerlidir. Fotoğrafı yapmak kadar ondan vazgeçebilmek de fotoğrafçıyı fotoğrafçı yapan önemli özelliklerden biridir.

Fotoğrafı seçerken deneyimlediğimiz görme de en az çekerken deneyimlediğimiz kadar önemlidir. Çekilmiş birçok fotoğraf içinde yanlış “an”da ya da emin olmadan çekilen bir sürü görüntü olacaktır. Ya da birbirine çok benzeyen seri fotoğraflar olma ihtimali yüksektir. Bu durum sizin bilgisayar başında doğru seçimi yapabilmenizi zorunlu kılar. Bir çeşit kontak baskıdır bu çekilen fotoğraflar. Dikkatle incelenmeli kuracağınız cümleyi en iyi şekilde açığa çıkaran fotoğraf seçilmelidir. İyi olmayan fotoğraflara kıyabilmeli, onlardan vazgeçebilmelidir fotoğrafçı bu seçim aşamasında. Eğer yanlış fotoğrafı seçerseniz fotoğrafı çekerken hissettiğiniz duyguları eksik bırakırsınız. Cümleniz yarım kalır. 

Seçim aşamasında birçok fotoğrafçı zorlanabilir. Bu durumda alınacak önemli bir karar sizi bu çıkmazdan kurtarabilir. Fikrine ve objektif olacağına güvendiğiniz bir başka kişiyle fotoğraflarınızı paylaşabilir ve ondan bir seçim yapmasını isteyebilirsiniz. Fakat burada ciddi bir güçlük olduğunu da kabullenmeli ve bu doğrultuda bu adımı atmalısınız. Bu zorluk, sizin dışınızda hiç kimsenin sizin fotoğrafı çekerken hissettiklerinizi hissetmesinin mümkün olmamasıdır. Bir başka kişi sadece teknik ve kompozisyon olarak bir değerlendirme yapabilir. Bu yine de bir seçenektir ama ben tavsiye etmem.

Fotoğraflarınızı kendiniz seçmelisiniz. Fotoğrafı çekmeden önce gördüğünüzde cümlenizi yazmaya başlamışsınız demektir. Cümleyi bitirmenin yolu seçerken görmektir.

©️Hüseyin Aldırmaz. Bütün yayın hakları saklıdır. Kaynak gösterilerek tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yazar ve fotoğrafçının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz ve kullanılamaz.

Yazar: www.huseyinaldirmaz.com

Beni İnstagram'da takip etmeyi unutmayın. @huseyinaldirmaz